Pazartesi 31 Ağustos 2026 - 23:00
Korku Salmaktan Materyalist Modellerin Nüfuzuna

Havza / Mevcut eğitim ortamının patolojik incelemesinde, "ümitsizlik yaratan" ve "sahte bir rahatlık hayali sunan" iki yaklaşım, eğitim yolunu ana güzergahından saptırmıştır. Bu yazıda "öğretim" ve "terbiye" arasındaki sınır açıklanarak, bu alanın kişisel zevklerden ve seküler öğretilerden geri alınmasının gerekliliği incelenmektedir.

Giriş
Günümüz dünyasında ve sanal alemin genişlemesiyle birlikte, çocuklar ve ergenler kültürel zararlara ve cinsel uyarıcılara geçmişte olduğundan daha fazla maruz kalmaktadır. Bu nedenle cinsel eğitim, gelecek neslin sağlığını korumak için önemli bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu doğrultuda Hüccet-ül İslam Muhsin Abbasi Veledi, bir dizi oturumda siz okuyuculara sunulan önemli ve yol gösterici noktaları dile getirmiştir.

Bismillahirrahmanirahim

Öncelikle cinsel eğitimin ne olduğuna ve "cinsel terbiye  kavramını daha kesin bir şekilde açıklamaya değinmek daha doğru olacaktır.

Cinsel eğitimin kısa ve kapsamlı bir tanımını sunmam gerekirse şunları söylemeliyim: Cinsel eğitim, bireyin yüce Allah'ın kendi fıtratına ve yaradılışına emanet ettiği yeteneklerden faydalanarak, cinsel içgüdülerini "yaratılış amacı" doğrultusunda kontrol edip yönetebileceği bir yolda yönlendirilmesidir.
Bildiğimiz gibi, dini terbiye perspektifinden yaratılışın nihai amacı tamamen açık ve nettir: "Yüce Allah'a kulluk ve ubudiyet".

Bu arada, "neyin cinsel eğitim olmadığı"nın açıklanması da büyük önem taşımaktadır:

Birincisi, cinsel eğitim makro eğitim sisteminden ayrı ve kopuk bir ada değildir. Yani bizim kapsamlı bir eğitim sistemimiz olsun da ondan çok uzak bir mesafede "cinsel eğitim" adında bağımsız bir ada inşa edelim, böyle bir şey söz konusu olamaz. Hayır; cinsel eğitim, makro eğitimin genel yapısıyla tamamen iç içe ve bağlantılı bir alt kümedir.

İkincisi, "cinsel terbiye" yalnızca "cinsel meselelerin öğretilmesi" ile aynı şey değildir. Öğretim, cinsel eğitim sürecinin yalnızca küçük bir parçasıdır ve onun temel bileşeni veya temeli olarak bile kabul edilemez. Maalesef bazen "cinsel eğitim" başlığı gündeme gelir gelmez, muhatabın zihni sadece doğrudan ve sınırlı öğretimlere kaymaktadır. Oysa bu kavram, salt öğretimden çok daha öte ve derin bir anlama sahiptir.

Korku Salmaktan Materyalist Modellerin Nüfuzuna

Daha net bir şekilde açıklamak gerekirse; organların tanınması veya çocukların meraklı sorularına nasıl cevap verileceği de dahil olmak üzere "cinsel meselelerin öğretilmesinin", "cinsel terbiyenin" yalnızca küçük ve tali bir parçası olduğunu vurgulamalıyım. Ayrıca cinsel eğitim, "sıkı bir denetim" ile bir tutulmamalıdır. Denetim, yeri geldiğinde ele alacağımız belirli bir çerçevede yalnızca ikincil bir çözümdür.

Hatta ebeveynlerin çocukların fiziksel davranışlarıyla yüzleşmesi veya akranlarıyla sosyalleşirken bazı uygunsuz kelimeler kullanması gibi günlük endişeleri ele almak bile tek başına "cinsel eğitim" değildir. Bunlar sadece cinsel eğitim kapsamında ele alınabilecek yan meseleler ve konulardır. Konuya hızlı bir başlangıç yaptıysam, bunun nedeni fırsattan en iyi şekilde yararlanmak istememdir. Zira ileride temel meseleleri analiz ettikçe, ana konuya giriş için bu mukaddimelerin neden gerekli olduğu anlaşılacaktır.

Ancak "amaç" hususuna gelince; buraya kadar cinsel eğitimin ne olduğunu ve ne olmadığını anladık. Peki bu eğitimden nihai amacımız nedir?


Birinci Amaç: Çocuğu dışsal bir denetime ihtiyaç duymadan veya çevresel kontrol mekanizmalarına dayanmadan, her düzeyde ve türde haram lezzetlere karşı direnebilecek ve bunlardan gözünü sakınabilecek bir "içsel kontrol" noktasına ulaştırmaktır.

İkinci Amaç: Eğitilenin, içgüdülerine cevap vermesi gerektiği zamanda, bu ihtiyacını meşru ve ilahi kanal olan "evlilik" yoluyla en iyi şekilde giderebilecek bir olgunluk, gelişim ve tüm varoluşsal boyutlarda kâmil olma seviyesine ulaşmasıdır.

Konuşma ortamının en başından beri ders havasına büründüğünü biliyorum. Ancak bu konular, sizinle benim aramda bilgisel bir ortak nokta oluşturmak ve konunun derinliklerine teknik, bilimsel ve kesin bir literatürle girebilmemiz için gereklidir.
Bu arada, muhtemelen birçoğunuzun zihnini meşgul eden temel bir soru bulunmaktadır.

Temel soru şudur: Cinsel eğitim alanında yazılmış onca kitap, düzenlenmiş kurslar ve webinarlar varken, neden bu konuyu yeniden ele almaya karar verdik?

Gerçek şu ki, dostlar tarafından uzun zamandır böyle bir kursun düzenlenmesi talebi dile getiriliyordu ve ben bazı nedenlerden dolayı bunu kabul etmekte tereddüt ediyordum.
Ancak kitaplarda, atölye çalışmalarında ve sanal alemde sunulan içerikleri dikkatli ve sürekli bir şekilde inceledikten sonra, bu ertelemenin devam etmesinin caiz olmadığına ve bu boşluk karşısında sorumlu olduğuma kanaat getirdim. Bu inceleme sırasında, konuya teknik olarak girmenin gerekliliğini iki katına çıkaran üç "tehlikeli afet" ile karşılaştım:

Cinsel Eğitimde Düşünce Akımlarının Patolojisi

Bir: Kişisel Beğeni ve Tercihlerin Yaygınlaştırılması: 

Belgeye dayanmayan ve tamamen bireysel zevk ve heveslerden kaynaklanan pek çok iddianın "cinsel eğitim" adı altında sunulduğunu gördüm. Temelsiz olan bu yaklaşımlar, dini eğitim perspektifinden bakıldığında tehlikeli bir sapma niteliğindedir. Bu durum yalnızca ebeveynlerin zihnini bulandırmakla kalmaz; uygulandığı takdirde çocukların ruhunda ve psikolojisinde telafisi imkânsız tahribatlara da yol açabilir.

İkinci: Batı'nın Materyalist Öğretilerinin Sızması:
Şahsi kanaatime göre son derece tehlikeli olan ikinci afet şudur: Birçok durumda Batı'nın materyalist ve seküler öğretileri, ne yazık ki "Dini Açıdan Cinsel Eğitim" kılıfı altında topluma sunulmaktadır. Bu ise bizzat eğitim alanında dini temellerin bir tür yozlaştırılması ve başkalaştırılmasıdır. 

Bazen kendime şöyle sorarım: Acaba eğitim alanındaki somut tecrübeleri ve geçmişi apaçık ortada olan Batı, bizim için bir rehber olabilir mi? Allah’a, vahye ve ilahi bilgi kaynağına inanan bizler; temelleri ve ilkeleri bizimle tamamen farklı olan bir toplumdan nasıl model devşirebiliriz? 

Batı'nın cinsel eğitime bakışı, dinin bakış açısıyla asla örtüşmemektedir. Aslında bu ikisi arasında derin bir uçurum vardır: Bizim din açısından "problem" ve "zarar" olarak gördüğümüz şeyleri onlar "çözüm" kabul etmekte. Tam aksine bizim "sapma ve dalalet" olarak nitelediğimiz şeyleri ise kendi düşünce sistemlerinde "doğru yol" saymaktadırlar. 

Bazı atölye ve derslerde, tam da bu Batılı dayatmaların hiçbir eleştiriye tabi tutulmaksızın "kusursuz doğru" kabul edilerek cinsel eğitim adı altında mümin ve dindar ailelere öğretildiğini görmek son derece esef vericidir. Ne yazık ki bu yaklaşımlar, bazen zahiri çekicilikleri ya da arka planındaki felsefi temellerin ayırt edilememesi sebebiyle kabul de görmektedir. 

Şahit olduğum bu iki afetin yanı sıra beni derinden sarsan ve bu meseleyi doğru bir şekilde açıklama hususundaki sessizliğimi ve göz yummamı artık imkânsız kılan üçüncü afet ise şuydu: Ya kişisel heveslerden doğan ya da Batı'nın materyalist ilke ve yöntemlerine dayanan öğretilerin, doğrudan "din" adı altında halka aşılanması. 

Ben bu süreçte şu sonuca vardım: Muğlak bir yaklaşımla muhataba yalnızca kendi kişisel tecrübelerimi sunup ardından da "Bu benim kişisel tercihim ve çıkarımımdır." diyemem.
Zira bu durumda muhatap, dinin genel ilkeleriyle uyuşmayan bir tecrübeyi kendisi için "kesin bir eğitim yöntemi" olarak benimseyebilir. 

Diğer taraftan, hiçbir süzgeçten geçirmeden: "Bu, Batı'nın dikte ettiği bir yöntemdir. Ben Batı kitaplarını okudum, onlar çocuğunuzu eğitirken şu yöntemi uygulamanızı söylüyor." da diyemem. Bu yöntemler on ya da yirmi maddelik basit çözümlerden ibaret olsa dahi, mutlaka dinle bir irtibatı olmak zorunda değildir. En büyük tehlike de buradadır: Eğitimcinin, bu yöntemlerin vahiy ve dini öğretilerle ne derece örtüştüğünü incelemeden onları sunmasıdır. 

Kendi kendime diyordum ki: Eğer bu yöntemler yalnızca materyalist temellerden beslenseydi, belki de muhatap onlara karşı bir tehlike hissetmeyebilirdi. Ancak asıl facia; Batılı eğitim metotlarının temellerini ve prensiplerini yahut kendi kişisel algılarımızı insanlara "din adına" tanıttığımız an gerçekleşir. 

Kur'an'la ünsiyeti olan ailelerin, mescit ehli dindar anne babaların ve gayesi her boyutuyla din eksenli evlat yetiştirmek olan insanların; din kisvesi altında sunulan bu kişisel çıkarımlara veya Batılı temellere güvenerek çocuklarının gelişim yolunu yanlış seçmelerinden ötürü büyük bir endişe duymaktayım. Bu durum son derece tehlikelidir ve bu meselede sessizliği bozarak hakikati açıklamak kaçınılmaz bir zorunluluktur. 

Bu web seminerini düzenlemenin nedenlerinden biri de bu alandaki kitaplarda ve atölyelerde mevcut olan yaklaşımların patolojisini yapmaktır.

Her ne kadar bu sahada faaliyet gösteren herkesi itham etmek gibi bir niyetim olmasa ve polemik yaratmak istemesem de eğitim yolunun aydınlanması için yanlış bakış açılarının ortaya konması bir zorunluluktur. 

Mevcut eğitimlerdeki ilk zararlı ve tahrip edici yaklaşım, "aşırı korku aşılama"dır. 
Ne yazık ki pek çok ebeveyn, bu alandaki kaynakları okuduktan veya atölyelere katıldıktan sonra yoğun bir kaygı ve endişeye kapılmaktadır. Öyle ki çocuklarına dair zihinsel ön kabulleri değişmekte; güven yerine mutlak bir şüphe ve kötümserlik üzerinden hareket etmektedirler. Bu bakış açısına göre çocuk, aksi kanıtlanana kadar "yoldan sapmış" kabul edilmektedir! Neticede anne babalar, çocuğun tuvalette veya banyoda biraz gecikmesi gibi en ufak ve doğal davranışlarına karşı bile aşırı duyarlılık ve psikolojik bir huzursuzluk yaşamaktadırlar. 

Korku Salmaktan Materyalist Modellerin Nüfuzuna

Umutsuzluk tohumlarıyla beslenen bu korku aşılama yöntemi, son derece tehlikelidir.

Her ne kadar eğitimde sağduyulu bir ihtiyatlılık sergilemek makbul bir davranış olsa da, ebeveynleri çocuklarına karşı hastalıklı bir şüpheye sürükleyen ve onları çaresizliğe, eğitimsel bir çıkmaza iten korku; sadece bir sorunu çözmekle kalmaz, aynı zamanda sağlıklı bir eğitimin yolundaki en büyük afetlerden birine dönüşür.

Bunun yanı sıra, benim "eğitime mekanik yaklaşım" (özellikle de cinsel eğitim konusunda) olarak adlandırdığım ikinci bir yaklaşım daha mevcuttur.


Bu bakış açısında cinsel eğitim, sanki ebeveynlerin elinde yalnızca bir "klavye" varmış gibi son derece yüzeysel ve basite indirgenmiş bir şekilde sunulmaktadır.
Sanki eğitim; her bir tuşa basıldığında çocuğun davranışının otomatik olarak yönetildiği ve kontrol edildiği bir düğmeler bütünüdür.

Bu hatalı yaklaşımda ebeveynlere şu söylenmektedir: "Çocuğunuzun davranışını yönetmek için bu düğmeye basın." veya "Şu birkaç adımı uygulayarak çocuğunuzun mahrem düşünceleri, dijital dünyadaki tutumları veya sosyal çevresindeki davranışları konusunda artık endişelenmenize gerek yok." Bu yaklaşım, eğitimin karmaşık ve derin doğasıyla hiçbir ilgisi olmayan, sahte bir rahatlıktan ibarettir.

Yaptığım incelemelerde, çeşitli atölye çalışmalarında iki hatalı bakış açısıyla karşılaştım. Dolayısıyla, iki zarar verici yaklaşımla karşı karşıyayız: Birincisi aşırı umutsuzluk yaratan yaklaşım, ikincisi ise aşırı sahte rahatlık oluşturan yaklaşım.

Her iki yol da eğitimin doğru rotasından uzaktır. Bu nedenle, çocuklarının sağlığını her şeyden çok önemseyen siz kıymetli ve fedakâr anne babalarla bu konuda konuşma ihtiyacı hissettim.

Bu girişin ardından, cinsel eğitimin ana konusuna belirli adımlarla gireceğim; ancak ondan önce, sizlerle birkaç noktayı paylaşmama izin verin.

Eğitim Yolculuğunda Rehberlik için Stratejik Uyarılar

Sizden ricam, bir süreliğine zihninizi bugüne kadar kitaplarda, webinarlarda ve çeşitli mecralarda "cinsel eğitim" hakkında öğrendiğiniz tüm öğretiler arındırmanız ve yalnızca bu oturumda sunulacak konulara odaklanmanızdır.

Buradaki amacım eleştirel düşünceyi devre dışı bırakmak değildir; aksine, bu konuları dinleyip üzerine düşündükten sonra, onları önceki bilgilerinizle kıyaslamaya davet ediyorum. Ancak mesele şudur ki; bazen bazı ön kabuller zihnimizde o kadar "sarsılmaz" ve "mutlak" kabul edilir ki, birer "ölçüt taşına" dönüşürler. Bu durumda, her yeni bilgiyi yalnızca o ölçüt taşıyla tartarız; eğer zihnimizdeki ön kabullerle uyumluysa kabul eder, değilse reddederiz.

Talebim şudur: Birkaç dakikalığına o mutlak sayılan ön kabulleri bir kenara bırakın ve bu konuları açık bir zihinle, önceki önyargılardan arınmış bir şekilde dinleyin. Tartışma sona erdiğinde, derinlemesine düşünmek, eleştirmek ve kıyaslamak için yeterli vaktiniz olacaktır.

Bu oturumun ses kaydını indirmek ve dinlemek için buraya tıklayın.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha